← Tüm Yayınlar İş & Sosyal Güvenlik Hukuku

Anayasa Mahkemesi’nden İşe İade Davalarında Arabuluculuk Dava Şartına İlişkin Karar: Aşırı Şekilci Yorum Mahkemeye Erişim Hakkının İhlali Sayıldı.

Av. Buket Altufan Ulu
Av. Buket Altufan Ulu

İşe iade ve işçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin (“Yönetmelik”) 23. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca arabuluculuk başvuruları form doldurulması suretiyle yapılabilmektedir. Bu uygulamanın başladığı 2 Haziran 2018 tarihinden sonraki başvurularda Yargıtay, hangi alacak veya tazminat kalemleri konusunda anlaşma sağlandığını ya da sağlanamadığını açıkça gösteren son tutanağa göre dava şartının gerçekleştiğini kabul etmektedir.

21 Eylül 2026 tarihli ve 33377 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin (“Mahkeme”) 3 Mart 2026 tarihli ve 2022/82055 başvuru numaralı kararı (“Karar”) tam da bu tartışmanın merkezinde yer almaktadır. Anayasa Mahkemesi oybirliğiyle verdiği Karar ile, tutanak içeriğinden müzakere edildiği anlaşılan işe iade talebinin arabuluculuk başvuru formuna konu edilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddedilmesini mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir.

Kararın Konusu ve Mahkeme’nin Gerekçesi

Özel güvenlik görevlisi olarak çalışan başvurucu, iş akdinin feshedilmesi üzerine açtığı işe iade davasında ilk derece mahkemesi feshin geçersizliğine ve başvurucunun işe iadesine karar vermiştir. Ancak İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, arabuluculuk başvuru formundaki işe iade seçeneğinin işaretlenmediğini, dolayısıyla talebin arabuluculuğa konu edilmediğini belirterek bu kararı kaldırmış ve dava şartı yokluğundan davayı kesin olarak usulden reddetmiştir. Arabuluculuk başvuru formunda yer alan “..g. adamı iaşe b…” ifadesi ile anlaşamama tutanağında yer alan “… g. adamı işe iade b…” ifadesi, başvurucunun gemi adamı olmaması gerekçesiyle işe iade talebini açıkça ortaya koyan ifadeler olarak kabul edilmemiştir.

Anayasa Mahkemesi, meseleye başvuru formundan ziyade arabuluculuk sürecinin bütünü üzerinden yaklaşmıştır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca son tutanağın tarafların beyanına göre oluşturulması esasına değinmiştir. Başvurucunun, son tutanakta işe iade hususunun müzakere konusu olduğuna dair irade beyanının bulunması ve feshin geçersizliğine bağlanan mali sonuçlar olan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretinin başvuru formunda yer alması dikkate alınmıştır.

Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin yorumu, başvurucunun dava açmasını zorlaştırdığı ve arabuluculuk şartına ilişkin kurallar bakımından aşırı şekilci bulunmuş, başvurucuya yüklenen külfetin hedeflenen meşru amaçla karşılaştırıldığında ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

Anayasa Mahkemesi, adil yargılama hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Netice itibarıyla, arabuluculuk dava şartının yargılamaya erişimi kolaylaştırmak amacıyla getirilen bir usul kuralı olduğunu ve tutanak içeriğinden anlaşılabilen eksiklikler nedeniyle davanın esasından mahrum bırakılmaması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, uygulamada başvuru formunun ve son tutanağın özenle ve açık şekilde hazırlanması önemini korumaktadır.

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklar bakımından ayrıca hukuki destek alınması gerekir.