Şirket hisselerinde konjonktürel artış” ve “endüstriyel artış” ın tasfiyeye etkisi
Evlilik birliğinin sona ermesiyle birlikte gündeme gelen mal rejiminin tasfiyesi, özellikle eşlerden birine ait şirket hisselerinin hukuki statüsø ve bu hisselerde evlilik süresince meydana gelen değer artışının paylaşım rejimine etkisi bakımından, uygulamada en fazla uyduşmazlık yaratan alanlardan birini teşkil etmektedir.
Türk hukukunda mal rejiminin tasfiyesi, 2002 yılı öncesi ve sonrası bakımından farklı hukuki sonuçlar doğuran bir sistem üzerine kuruludur. Bu çerçevede, malvarlığı unsurlarının tasfiyesinde yalnızca hukuki nitelendirme değil, aynı zamanda bu nitelendirmenin ekonomik sonuçları da belirleyici olmaktadır. Bu bağlamda, öellikle şirket hisselerinin hangi mal grubuna dahil olduğu ve bu hisselerde evlilik süresince meydana gelen değer artışının tasfiyeye ne şekilde yansıtılacağı, çoğu durumda somut olayın ozelliklerine bağlı olarak ayrıntılı bir değerlendirmeyi gerekli kılmaktadır.
01.01.2002 tarihinden once veya evlilik oncesinde edinilen, miras yoluyla kazanılan veya bağış gibi karşılıksız kazandırmalarla elde edilen şirket hisseleri kural olarak kişisel mal niteliğindedir. Bu durumda hisselerin kendisi tasfiye dışında kalmakta; diger eş bakımından dorudan bir katılma alacağı gundeme gelememektedir. Bununla birlikte, şirket hisselerinde evlilik süresince meydana gelen değer artışının aynı hukuki rejime tabi olacağı yönünde mutlak bir kabulden söz etmek mumkun değildir.
Kisisel mal niteligindeki sirket hisselerinde gerceklesen deger artisinin hukuki niteligi, bu artisin kaynagina gore belirlenmektedir. Deger artisinin, hissedar esinin kisisel emegi, bilgi birikimi, yonetim fonksiyonu veya olagan faaliyet sinirlarini asan katkilari sonucu ortaya cikmasi halinde, soz konusu artisin Edinilmis mal olarak nitelendirilmesi ve diger es lehine katilma alacagina konu edilmesi gundeme gelebilecektir. Buna cevaplar, artisin piyasa kosullari, ekonomik kosullar, sektor dinamikleri veya sirketin genel performansina etki eden dissal faktorlerden kaynaklanmasi halinde, bu artisin kisisel mal kapsaminda kaldigi kabul edilmektedir.
Doktrinde bu ayrim, deger artisinin kaynagi esas alinarak “konjonkturel artis” ve “endustriyel artis” kavramlariyla ifade edilmektedir. Bu cercevede, piyasa kosullari, ekonomik gelismeler ve sektor dinamiklerinden kaynaklanan deger artislari konjonkturel artis olarak nitelendirilirken; hissedar esinin sirket yonetiminde olagan faaliyet sinirlarini asan katkisi sonucu ortaya cikan deger artislari ise endustriyel artis olarak kabul edilmektedir.
Yargitayin yerlesik uygulamasinda da, sirket hissesinin kisisel mal niteligi ile bu hissede meydana gelen deger artisinin hukuki niteliginin birbirinden bagimsiz olarak degerlendirilmesi gerektigi acikbicimde ortaya konulmaktadir. Ozellikle evlilik suresince elde edilen karlarin dagitilmayarak sirket bunyesinde birakilmasi suretiyle gerceklesen sermaye artislari ile hissedar esinin sirkette ustlendigi rol ve aktif katkisinin sirket degerine etkisi, katilma alacaginin kapsaminin belirlenmesinde dikkate alinan bashca unsurlar arasinda yer almaktadir.
Bu ayrimin somut olay bazinda yapilmasi, cogu durumda yalnizca hukuki degil, ayni zamanda finansal ve ticari analizleri de zorunlu kilmaktadir. Nitekim degerlendirmede; hissedar esinin sirket yonetimindeki konumu, karar alma sureclerine etkisi, sirkete sagladigi katkinin niteligi ve yogunlugu ile elde ettigi gelirlerin hukuki niteligi birlikte ele alinmaktadir. Bu kapsamda, hissedar esinin sirket faaliyetlerine aktif katilimi dolayisiyla ucret, huzur hakki veya benzeri bir karsilik elde edip etmedigi de onem arzetmekte; soy konusu emegin karsiliginin ayrica karsilanmamis olmasi, deger artisinin edinilmis mal kapsaminda degerlendirilip degerlendirilmeyeceginin tespitinde dikkate alinan unsurlardan biridir.
Ote yandan, deger artisinin yalnizca piyasa kosullarindan kaynaklanmadigi ve hissedar esinin aktif katkisinin belirleyici oldugu durumlarda, ortaya cikan ekonomik degerin butunuyle kisisel mal kapsaminda degerlendirilmesi, mal rejiminin temelinde yer alan denklestirme ve hakkaniyet ilkeleriyle de bagdasmayacaktir. Bu nedenle yargisal degerlendirmelerde, teknik hukuki ayrimlarin otesine gecilerek somut olayin ekonomik gercekligi esas alinmaktadir.
Sonuc olarak, kisisel mal niteligindeki sirket hisselerinde evlilik suresince meydana gelen deger artisinin tasfiyeye etkisi, tek tip bir kurala indirgenemeyecek olcude cok boyutlu bir degerlendirme gerektiren bir alan olarak one cikmaktadir. Bu yonuyle konu, mal rejimi hukukunun klasik kategorileri ile ticari hayatin dinamiklerini kesistiren, yuksek duzeyde teknik analiz gerektiren bir inceleme alani olarak one cikmaktadir.