← Tüm Yayınlar Şirketler & Ticaret Hukuku

Genel Kurul Kararlarının İptalinde Muhalefet Şerhi: Olumsuz Oy Yeterli Mi?

Av. Merve Zeytinoğlu
Av. Merve Zeytinoğlu

Genel Kurul Kararlarının İptalinde Muhalefet Şerhi: Olumsuz Oy Yeterli Mi?

Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının iptali davası, azlıkta kalan pay sahibinin çoğunluk karşısında başvurabileceği başlıca korunma yollarından biridir. Bu davanın kimler tarafından açılabileceğini düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK” veya “Kanun”) 446. maddesi, birinci fıkrasının (a) bendinde dava hakkını “toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten” pay sahibine tanımaktadır. Uygulamada bu ifade, olumsuz oy ile muhalefet şerhinin birbirinden bağımsız iki ayrı dava şartı olduğu biçiminde yorumlanmakta; olumsuz oy kullandığı tutanaktan açıkça anlaşılan pay sahibinin davası dahi, ayrıca “muhalefet şerhi” konulmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan reddedilebilmektedir.

Oysa hükmün lafzı bu kadar katı bir sonucu zorunlu kılmamaktadır. Kanun koyucu, uygulamada yerleşmiş olan “muhalefet şerhi” terimini kullanmamış, bunun yerine “karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten” ifadesini tercih etmiştir. Hükümdeki “bu” sıfatı, cümlenin ilk kısmındaki olumsuz oy verme olgusuna göndermede bulunmaktadır. Kanun koyucu, “bu” sıfatını ve “tutanağa geçirtmek” kavramını tesadüfen değil, bilinçli bir şekilde kullanmıştır. Dolayısıyla tutanağa geçirilmesi beklenen şey, olumsuz oydan bağımsız ve ayrı bir irade beyanı değil, bizzat olumsuz oyun kendisidir. Nitekim Moroğlu, pay sahibinin karara ret oyu vermesi ve bunun tutanağa geçirilmesi ile “karara olumsuz oy verip bu muhalefetini tutanağa geçirtmek” koşulu yerine getirilmiş olmaktadır. Bunu “karara muhalifim” şeklinde bir kere daha tutanağa geçirtmenin bir anlamı yoktur.”  demek suretiyle açıklamaktadır. Bu durum kanun koyucunun bilinçli bir tercihi olup, muhalefeti sıkı şekil şartlarına tabi tutmak istemediğini, önemli olanın muhalif kalma iradesinin tespitinin yapılması olduğunu göstermektedir.

Genel kurul tutanağını düzenleyen TTK’nın 422. Maddesi, bu yorumu güçlendirmektedir.  Anılan maddeye göre tutanak; pay sahiplerini veya temsilcilerini, sahip oldukları payları, gruplarını, sayılarını, itibari değerlerini, sorulan soruları, verilen cevapları, alınan kararları ve her karar için kullanılan olumlu ve olumsuz oyların sayılarını içerir. Görüldüğü üzere Kanun, tutanağın zorunlu unsurları arasında ismen kimin hangi yönde oy kullandığını saymamakta; oyların yalnızca sayısal olarak gösterilmesini yeterli görmektedir. İşte tam bu nedenledir ki 446. madde, olumsuz oy veren pay sahibinden muhalefetini tutanağa geçirtmesini beklemektedir. İki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, aranan koşulun amacının, kararı hangi pay sahibinin reddettiğinin ve dolayısıyla dava hakkının kime ait olduğunun tutanak üzerinden tespit edilebilmesini sağlamak olduğu düşüncesindeyiz.

Yıldırım, iptal davası açılabilmesi için karara karşı olumsuz oy kullanılmasının asli bir şart olduğunu belirtmektedir. Bununla birlikte, pay sahibinin olumsuz oy kullandığının toplantı tutanağından anlaşılması halinde ayrıca muhalefetin tutanağa geçirilmesine gerek bulunmadığını; kimin olumsuz oy kullandığının tutanaktan anlaşılamadığı hallerde ise pay sahibinin iptal davası açabilmesi için muhalefetini toplantı tutanağına geçirtmesi gerektiğini ifade etmektedir.

Bu değerlendirmeler ışığında, kimin olumsuz oy kullandığı tutanaktan anlaşılabiliyorsa kanunun aradığı işlevin zaten gerçekleştiği düşüncesindeyiz. Oylamanın ad okunarak yapıldığı, oy kullananların isimlerinin tek tek tutanağa yazıldığı veya ilgili pay sahibinin ret oyunun açıkça kaydedildiği hallerde, ayrıca “muhalifim” ibaresinin tutanağa geçirilmesini aramak, hükmün amacına hizmet etmeyen ve dava hakkını daraltan şekilci bir yaklaşım olacaktır. Buna karşılık, oyların yalnızca sayısal olarak kaydedildiği ve olumsuz oy veren pay sahibinin kimliğinin tespit edilemediği durumlarda, pay sahibinin muhalefetini tutanağa geçirtmesi gerekecektir. Bu şekilde hükme, dava hakkını hükmün amacını aşacak şekilde sınırlamayan, amacına uygun ve işlevsel bir anlam kazandırılmış olacaktır.

Bununla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu uygulamasının bu yorumdan farklılaştığı görülmektedir. HGK, olumsuz oy kullanılmasını ve bu muhalefetin toplantı tutanağına geçirilmesini ayrı koşullar olarak değerlendirmekte; pay sahibinin iptal davası açabilmesi için her iki koşulun da ayrı ayrı gerçekleşmesini aramaktadır. Ayrıca, karar alınmadan önce açıklanan muhalefeti “peşin muhalefet” olarak değerlendirilmekte ve geçerli kabul etmemektedir.

Bu yorumun pratikteki sonucu da dikkat çekicidir. Gündem maddesini müzakere sırasında ayrıntılı biçimde eleştiren, karara ret oyu veren ve bu ret oyu tutanağa geçirilen pay sahibinin, yalnızca oylamadan sonra ayrıca “muhalefet şerhimdir” şeklinde bir beyanda bulunmaması nedeniyle dava hakkından yararlanamaması mümkün hale gelmektedir. Üstelik muhalefetin gerekçeli olması aranmamakta, “muhalifim” şeklindeki bir beyan yeterli görülmektedir. Sonuç olarak esasa ilişkin herhangi bir katkı sağlamayan ve esasen muhalif iradenin tutanağa yansıtılmasına hizmet eden bu şekli koşul, dava hakkının kullanılabilmesi bakımından belirleyici hale gelmektedir.

Son olarak, muhalefet koşulunun yalnızca iptal davası bakımından aranabileceğinin altını çizmek gerekir. Zira ileri sürülen aykırılığın butlan veya yokluk haline yol açtığı durumlarda, ortada geçerli bir genel kurul kararından söz edilemeyeceğinden, bu geçersizliğin ileri sürülmesi için pay sahibinin olumsuz oy kullanmış veya muhalefetini tutanağa geçirtmiş olması aranamaz.

1 Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, 9. Baskı, İstanbul 2020, s.270

2 Ali Haydar Yıldırım, Anonim Ortaklık Genel Kurul Kararları Aleyhine Toplantıda Hazır Bulunan Pay Sahibinin İptal Davası Açmasının Şartları Ve Özellikle Muhalefet Şerhi

 

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklar bakımından ayrıca hukuki destek alınması gerekir.