Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’ndan (“KGK”) TSRS 2’de Değişiklik: Sera Gazı Emisyonlarının Açıklanmasına İlişkin Yeni Düzenlemeler
Sürdürülebilirlik raporlaması, son yıllarda çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanındaki uluslararası gelişmelerin etkisiyle şirketler bakımından gönüllü bir kurumsal uygulama olmaktan çıkarak hukuki bir yükümlülük haline gelmeye başlamıştır. Özellikle Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartları Kurulu (International Sustainability Standards Board – “ISSB”) tarafından yayımlanan sürdürülebilirlik standartları ile Avrupa Birliği’nin sürdürülebilir finans ve kurumsal raporlamaya ilişkin düzenlemeleri, şirketlerin sürdürülebilirlik performansına ilişkin açıklamalarının uluslararası ölçekte ortak standartlar çerçevesinde hazırlanmasını amaçlamaktadır.
Türkiye’de ise bu dönüşüm doğrultusunda sürdürülebilirlik raporlamasına ilişkin hukuki çerçeve, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 88. maddesi uyarınca KGK tarafından yayımlanan Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (“TSRS“) ile oluşturulmuştur. TSRS kapsamında raporlama yükümlülüğüne tabi işletmelerin belirlenmesinde esas alınan ölçütler ise KGK’nın 13 Ocak 2026 tarihli “Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartlarının Uygulama Kapsamının Belirlenmesinde Esas Alınan Ölçütlere İlişkin Eşik Değerlerin Yeniden Belirlenmesine İlişkin Kurul Kararı” ile güncellenmiştir. TSRS’nin uluslararası standartlarla uyumunun sürdürülmesi amacıyla güncellemeler yapılmaya devam edilmektedir.
Bu kapsamda KGK, 22 Temmuz 2026 tarihli ve 75935942-050.01.04-[01/44275] sayılı Kararı (“Karar”) ile Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standardı 2 (“TSRS 2“) kapsamında sera gazı emisyonlarının açıklanmasına ilişkin değişiklikler yayımlamıştır. Anılan Karar ile, Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartları Kurulu tarafından hayata geçirilen değişikliklerin TSRS 2’ye aktarılmasının amaçlandığı belirtilmektedir.
Yapılan düzenlemeler, TSRS 2’nin temel yapısını veya sürdürülebilirlik raporlamasına ilişkin genel yükümlülükleri değiştirmemekte; özellikle finansal kuruluşlara ilişkin Kapsam 3 emisyon açıklamaları ile sera gazı emisyonlarının ölçülmesinde kullanılacak yöntem bakımından önemli düzenlemeler içermektedir.
Sera Gazı Emisyonlarının Ölçülmesinde Kullanılacak Yöntem
Karar ile sera gazı emisyonlarının ölçülmesine ilişkin hükümde değişiklik yapılarak, yetkili makam veya işletmenin kote olduğu borsa tarafından farklı bir ölçüm yönteminin kullanılmasının zorunlu tutulduğu hallerde işletmelere tanınan esneklik genişletilmiştir. Önceki düzenlemede bu esneklik, yalnızca sera gazı emisyonlarının tamamı için farklı bir yöntem zorunlu kılınması halinde uygulanabilirken; yapılan değişiklikle, emisyonların yalnızca bir kısmı bakımından farklı bir yöntem zorunlu tutulduğu durumlarda da işletmenin, zorunluluğun uygulandığı kısım için bu farklı yöntemi kullanabilmesine imkan tanınmıştır. İşletme bu farklı yöntemi, söz konusu zorunluluk kendisi için geçerli olduğu sürece kullanabilecektir. Zorunluluk kapsamına girmeyen kısım için ise, genel kural gereği Sera Gazı Protokolü’nün uygulanmaya devam edeceği değerlendirilmektedir.
Finansal Kuruluşlara İlişkin Kapsam 3 Emisyon Açıklamaları
Karar ile TSRS 2’ye eklenen 29A, 29B ve 29C paragrafları kapsamında, varlık yönetimi, ticari bankacılık veya sigortacılık faaliyetlerinde bulunan işletmeler bakımından Kapsam 3 Kategori 15 (Yatırımlar) kapsamındaki sera gazı emisyonlarının hesaplanmasına ilişkin yeni hükümler getirilmiştir.
Yeni düzenleme ile, bu işletmelere, Kapsam 3 Kategori 15 kapsamındaki sera gazı emisyon ölçümünü yalnızca “finanse edilen emisyonlarla” (krediler, proje finansmanı, tahviller, özkaynak yatırımları ve çekilmemiş kredi taahhütleriyle ilişkilendirilen emisyonlar) sınırlama imkanı tanınmıştır.
İşletmeler bu sınırlamayı uygulamaları halinde, ayrıca türev finansal araçlarla ilişkilendirilebilen emisyonları da hesaplama dışında bırakabileceklerdir. Bununla birlikte, bu yaklaşımın benimsenmesi halinde işletmelerin, hangi kalemleri türev araç olarak değerlendirdiğini ve hesaplama dışında bıraktığı finansal faaliyetleri açıklaması zorunlu tutulmuştur. Ayrıca, Kategori 15 sera gazı emisyonlarını Kapsam 3 ölçümüne dahil eden işletmelerin -bu sınırlamayı uygulayıp uygulamadığına bakılmaksızın- toplam Kategori 15 emisyonlarını ve bu toplam içerisindeki finanse edilen emisyon tutarını ayrıca açıklaması gerekmektedir.
Finanse Edilen Emisyonların Sektöre Göre Sınıflandırılmasında Esneklik
Karar ile TSRS 2’nin B62 ve B63 paragraflarında da değişiklik yapılmış; ticari bankacılık ve sigortacılık faaliyetlerinde bulunan işletmelerin finanse edilen emisyonlarını sektöre göre ayrıştırırken kullanmak zorunda oldukları Küresel Endüstri Sınıflandırma Standardı (GICS) 6 haneli kod zorunluluğu kaldırılmıştır. Bunun yerine, yeni eklenen B62A ve B63A paragrafları uyarınca işletmelere, genel amaçlı finansal rapor kullanıcılarının iklimle ilgili geçiş risklerine maruz kalma durumunu anlamalarını sağlayacak uygun bir sektör sınıflandırma sistemini kendilerinin seçebilmesi imkanı tanınmıştır. Ancak karşılaştırılabilirliği artırdığından, diğer işletmelerce yaygın kullanılan sistemlere öncelik verilmesi öngörülmektedir.
Hem bankacılık hem sigortacılık faaliyeti yürüten işletmelerin bu iki alan için farklı sistemler kullanması da mümkün hale gelmiştir. İşletmelerin, seçtikleri sistemi ve bu seçimin, genel amaçlı finansal rapor kullanıcılarının karşılaştırılabilirlik açısından ihtiyaç duydukları bilgiyi nasıl sağladığını açıklaması zorunlu tutulmuştur.
Karar kapsamındaki tüm düzenlemeler, 1 Ocak 2027 tarihinde ve sonrasında başlayan yıllık raporlama dönemlerinde uygulanacak olup işletmeler bakımından erken uygulamaya izin verilmiştir. Erken uygulama tercih edildiği takdirde bu hususun açıklanması gerekmektedir.
Bu çerçevede, TSRS kapsamında sürdürülebilirlik raporu hazırlayan işletmelerin, özellikle sera gazı emisyonlarının hesaplanması ve raporlanmasına ilişkin mevcut uygulamalarını gözden geçirmeleri ve gerekli olması halinde raporlama süreçlerini güncellemeleri faydalı olacaktır.
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Somut uyuşmazlıklar bakımından ayrıca hukuki destek alınması gerekir.
